3 Aralık 2011 Cumartesi

KOPTU KERVAN



ttp://evrensellmuzik.blogspot.com adresinden albümlerine ulaşılabilecek sokak müziği kavramının içini yeterince doldurduğuna inandığım sokak müzisyenlerinin oluşturduğu grubun adı. kendilerine istiklal caddesi'nde ve beşiktaş civarlarında da denk gelinmiş olabilir.

albümde; türkçe, yunanca, farsça, lazca, hintçe, ibranice ve kürtçe şarkılar mevcut.

hey gidi dünya hey ve katibimi isimli şarkıları oldukça iyi yorumlamışlar, sokak müziği ve onun yarattığı çeşitlilikten hoşlananlar için tüm albüm zevkle dinlenebilir. yalnız, isminin 'katibimi' olduğu belirtilen şarkıda, katibimi kelimesinin hiç geçmemesi, onun yerine kalbimi şeklinde bir kullanımın sıkça karşımıza çıkması ayrı bir soru işareti.





        SOKAK SANATI İŞTE BUDUR

akdeniz'in en güzel koylarından birindeyiz, en meşhur olanlarından birinde... tatlı suyun tuzlu suyla birleştiği kıyıdan içerilere doğru, ağaçların gölgesinde ilerliyoruz. dere kenarından müzik sesleri geliyor. müziğe yaklaşıyoruz, kalabalık artıyor derenin kenarında. henüz gruplarının ya da kendilerinin isimlerini bilmediğimiz dört kişi, dünyanın en büyülü, en doğal müziğini yapıyor. ayaklarımız adeta toprağa kilitleniyor, olduğumuz yerde kalıyoruz. çalanların da, dinleyenlerin de yüzlerinde kocaman birer gülümseme var. şarkı bitiyor, hayranlıkla alkışlıyoruz bu sokak sanatçılarını. "bu akşam saat t'de x bar'da olacağız, hepinizi bekliyoruz" diyorlar, biz de "işte reklam böyle yapılır, bu akşam x'teyiz o zaman" diyerek yolumuza devam ediyoruz.

akşam oluyor, tam da grubun söylediği saatte x'e varıyoruz, çalmaya başlamak üzereler. zar zor da olsa, sahneye yakın bir yerlere oturmayı başarıyoruz. sahne dediğimiz zaten, yerdeki havluların ve hasırların üzerinde yalınayak oturmak üzere tasarlanmış. müzik duyuluyor; iki telli, bir yaylı ve bir vurmalı başlıyor şarkıların üstünde dansetmeye. ibranice, lazca, farsça, türkçe, hintçe dansediyor şarkılar. o anda ne milliyet kalıyor, ne düşünce, ne fikir, ne akıl... sadece müzik var, açık kalan ağzımızdan nefesimizle çıkmaya çalışan. her şarkı bitişinde yanımızdakilerle birbirimize bakıyoruz, konuşamıyoruz. öyle büyülü, öyle ışıltılı bir şeyin içindeyiz ki, konuşarak "abi adamlar ne kadar mükemmeller ya..." diyerek bozmak istemiyoruz o anı. serde müzisyenlik de var ya, hem kemanını çalarken hem de şarkı söylerken çenesini kullanmak zorunda kalan solistin işini ne kadar güzel yaptığını hepimiz farkediyoruz, ama susuyoruz. sadece müzikle bu kadar mutlu olabilecek kadar sıradan olmanın, ama bu müziğin değerini bilecek kadar duyarlı olmanın tadını çıkarıyoruz. sahnenin önündeki keman kutusunun içinde cd zarfları görüyoruz, gönlümüzden kopanın çok daha azını ödeyerek grubun demolarını elimize alıyoruz. üstünde "koptu kervan - aşk getirdi" yazıyor. biliyoruz, kelimeler yetersiz, kervan koptu ve bize aşk getirdi, bu yüzden susuyoruz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder